Bir Milletin Otopsisi, İkinci Kısım - Savaş Bebekleri

Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll

Savaşın sokaklarında yürüdüğü Berlin, benim bu çalışma için seçtiğim dört kitaptan ikincisi olan Heinrich Böll'ün 'Ve o Hiçbir Şey Demedi'sinde öylesine gri, öylesine dumanlıdır ki, kitap cephede, tanktan tüfekten hiç bahsetmeden savaşın fenalıklarını vermeyi en büyük ustalıkla başaran kitaplardan biri olmuştur benim için. "Ya şimdi," sorusunu sormayı en son akıl edeceğimiz zaman, İkinci Dünya Savaşı'ndan hemen sonrayı zaman olarak seçen bu kitap, evlilik, çocuk, kilise ve fakirlik gibi kavramları metaforlaştırmak suretiyle bize döneminin eleştirel bir gözlemini sunuyor. Oldukça kibar ama bir o kadar da kırgın bir kitapla karşı karşıyayız. 

İki farklı anlatıcının sırayla konuştuğu bir kitap olan 'Ve O Hiçbir Şey Demedi', en temel açıdan yaklaşacak olursak, problemli bir evliliğin kitabı. Kitabın anlatıcıları olan Fred ve Kate Bogner, hikâyenin geçtiği hafta sonundan on beş yıl önce evlenmiş, savaş sırasında şehirlerine yağan bombalar yüzünden ikisini kaybedecekleri beş çocuk sahibi olmuş, onulmaz derecede hasar almış bir evliliğin iki yüzüdür. İletişimsizlik, pişmanlık ve uzaklık hakkında bir kitabın karı-kocayı farklı anlatıcılar olarak bölümlerle ayırma fikri gayet hoştu. 

Hikâyenin vahametini ve neden savaş sonrası Alman halkına ışık tutmakta bu denli başarılı olduğunu anlamak için, anlatımın teknik detaylarına girmek durumundayız. Bunu yapmanın en iyi yolunun da birbirinden uzaklaşmış bu çiftin taraflarını ayrı ayrı değerlendirmek olduğunu düşünüyorum. Bombalar altında kalan evin kocası Fred, çalışmayı sevmeyen, alkolik, ölümle arasında takıntılı bir ilişki yaratmış bir savaş gazisi. Cephedeki görevi üslerinden aslarına, aslarından üslerine, erlerden sevgililere, annelerden çocuklara gelip giden haberlerin takibini yapmak olan Fred, askerlikte edindiği mesleğini sivil hayatta da devam ettirir ancak cebine giren para öyle cüzidir ki, fakirliğin en büyük motiflerden biri olduğu bu kitapta biz Fred'in bu mesleği icra ettiğini son sayfalara yaklaştığımızda öğreniriz. Bizim tanıdığımız Fred, birkaç defa çocuklarına şiddet uyguladığı için evden kaçmış, sürekli başkasının evinde konaklayan, üç kuruş için şehrin farklı köşelerinde özel dersler veren bir adam. Karısıyla aynı evde yaşamıyor olmalarına rağmen iletişimi koparmış değiller, öyle ki kitabın başladığı nokta, karısına bir miktar para gönderip hafta sonu bir buluşma planı yapmalarıyla başlayıp hafta sonuyla beraber bitiyor. Bu bir buçuk gün boyunca takip ettiğimiz karakterlerden ilki olan Fred bize bol bol yağlı saç, çekilmiş diş eti, ucuz lokanta ve pis pansiyon manzarası çiziyor. Aklında sürekli ölüm, çocukları ve karısı var Fred'in. 

Kate, kocasının uçarı tavrı karşısında daha sessiz ancak oldukça kaygılı bir karakter. Her ne kadar Fred'in de karşısına çokça kere çıksa da kitapta bolca işlenen kilise ve prezervatif motiflerinin (kitabın arka planında sürekli eczacılardan ve doğum kontrolünden bahseden şeylerin döndüğünü görüyoruz) muhatabının Kate olduğunu görüyoruz. Kate inançlı bir kadın, kendilerine sırtını dönmüş kiliseden hesap sorma işini tamamen Fred'e bırakmış. Oldukça üzgün, yalnız ve çaresiz hissettiği her halinden belli olan bu kadın, ucuz pansiyonlarda seviştiği kocasıyla bu ilişkilerine devam etmek konusunda çekimser bir tavır sergiliyor çünkü altıncı çocuğuna gebe olduğunu düşünüyor. Fred'in toplamak için kapı kapı dolaştığı parayı nikahlı karısıyla birlikte olmak için ucuz pansiyonlara (para olmadığında sokak aralarında) harcıyor olması, Kate'i kırar. Kate'i birçok şey kırar, Fred'in aksine köklerini bu dünyaya salmış biridir O. Fred'in yedi yaşında annesi öldükten sonra kafayı ölüme takmış, cepheden ve iki çocuğunun kaybından sonra psikolojik olarak iyice yıkılmış ve gitgide tepkisiz bir adama dönüşmüş olduğu açıktır ancak Kate, acıların ışığında kendine ve hayata daha çok bağlanmayı seçmiştir. Kate savaşçıdır, Fred mağlup. 

Yıkılan bir kenti yıkılan evlilikler ve seyyar satıcılarda yenen ucuz sosislilerle anlatan 'Ve O Hiçbir Şey Demedi', okuduğum en hüzünlü romanlardan biriydi. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

beni bir sır gibi sakla

cvcvcvcv

Çok Şükür Rabbime

önsözü atla buradan başlayalım