İçinde Bir Notla Körfeze Atılan Şarap Şişesi
Yol kenarında, denizin yedi blok gerisinde bir evimiz vardı. Öyle abuk bir yerdeydi ki, okul servisi akşamları beni evime bırakırken ben iki kere uyuyakalırdım. Servisin penceresi plastik parmaklıklı açık camına uzattığım alnımda kare kare izler oluşurdu. Hiçbir şey benim için önemli değildi, ailem bana -onlardan erken geldiğimden dolayı kapıcının evinde kalmamın gereksiz olduğunda karar kıldıkları zaman- apartmanın anahtarını verdiklerinde o evin küçük kuşu oluvermiştim. Büyülü bir şeydi, ilk günümde bolca gazoz ve gofretimsi fantastik pestilden yemiştim. Sonraları anahtarımı çok içeride unuttum ama teknik olarak kafesin kapağını nasıl açacağımı çözmüştüm. Bir gün eve geldiğimde -ve apartmanların arasına sıkışmış merceklik manzarayı görmek için mutfağa girdiğimde- buzdolabının yerinde olmadığını görmüştüm. Acayip bir görüntüydü, bütün sebze meyve -bok püsür dışarıda yatıyordu. Salonda bilgisayarım yoktu. Ev boşaltılmıştı. Annemi aradım ve evden bir daha dönmemek üzere çıktık. Arkamdan...