Kayıtlar

Mayıs, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

mahcup bir geceydi, ben dostlarımla üçlü sardım

Resim
*** Abi şimdi bizim yazın bi Almanya durumumuz oldu biliyorsun, baya' bir süre muhabbetini çevirdim sizlere de oradaki günlerin. Her şeyi anlattım sanıyordum, geçen gece acayip bir detay geldi aklıma, nasıl şu güne kadar anlatmamışım ona şaştım. Neyse uzatmadan mevzuya gireyim diyorum. Bu okul sürecinde sosyalleşme hususunda küçük sıkıntılarım vardı Kadir'cim biliyosun. Neticesinde böyle aşşırı sosyal biri değilim, arkadaş buluşmalarının daimi organizatörü ya da ne bileyim kalabalık takılmalarda birleştirici güç de olmadım hiçbir zaman yani, o zaman da aynıydım aşağı yukarı. Bi kemik kadro kurmuştum kendime, onlarla takıla takıla normal insan gibi genişlettim çevremi. Ona soru sor şunun ateşini al filan derken sıkılmayacak çevreyi kurdum işte, kemik kadro etrafına serptiklerim oldu onlar da genel olarak. Neyse, mevzu da tam olarak bu değil zaten. Türk çocuklardan bahsettim miydi sana? Batuhan olsun, Berkay olsun, Baran olsun? Bahsetmiş olmam lazım kanka ama yine de bi hatırlata...
ılık bir bahar gecesi fark ettim ki kaybetmişim yıllar evvel harcayarak; şimdi üzüleceğim dertleneceğim takati. her hayat bir yerde boşa geçiyormuş hissi verirken benimki gerçekten de biraz boşa geçmiş sabrıma düşman düşmemden. başka bahara keder kalmamış ya, neşem de doğası gereği sürerliliğini yitirmiş bir yerden sonra. işin kötüsü, her şey bir zamanlar nasıl istediysem öyle olmuş. hızlı koştuk erken yorulduk derler, hızlı yorulmuşum erken koştuğumdan. dönüp dolaşıp girdiğim dükkan gibi inatla ve şuursuzca -mışlı muşlu cümlelere saplanıp kalmışım. ne yaparsam yapayım, ne ekersem biçeceğim gibi ne beklersem o olurmuş, sürprizler hesaplayamadığım olasılıklarmış. koca bir tarlanın ortasında, alelade bir ekinmişim, ekilmiş ve serpilmeyi beklermişim; serpilince koparılacakmışım. kaçan bir penaltıymış on beklentimden dokuzu. eski bir kitabın arkasına yazılmış cümlelerdeki gibi d üşüncelerime bir ses arar olmuşum, kendimi yazarak anlatmak zor gelmiş , heyhat, bu yolda savrulmuşum. bakka...

21. Yüzyılın En Gerçek Hikayesi

Yeşil gözlü, saçlarında sarının ve kahvenin birkaç tonunu taşıyan hatun, çiçek açtığı günden bu güne kadar -herkesin yaptığı gibi- çevresinde yaşadığı değişime şahit insanlar bulundurdu. Bunlardan biri de bendim. Kısa boylu erkek sevdiğini söylerdi bütün kalbiyle iyilik ve inceliğe inanan hatun kişi. Entelektüel olan her şeye inanılmaz bir saygısı vardı, ifade ettiği üzere sapyoseksüeldi. Şimdilerde uzun boylu bir erkek güzeliyle günlerini geçirmekte. İlgiye değer, değeri anlaşılmamış, dışlanmış, bir şansı daha hak eden şeyleri yılmaksızın arama şevkinden, "mış gibi" görünene kendini bıraktıktan sonra vazgeçti ve rahatladı. Çünkü bu hatun kişi, her insan kadar aşağılık olmaya müsait ve minnettardı. Arkasında aksini gösteren onca kanıt bırakmış, onca laf etmişken, benim gibi çoğunun ayıplayacağı bir yola neden saptı? Çünkü bu hanım kişi, her insan kadar aşağılık olmaya müsait ve minnettardı, nitekim aşağılık sıfatını sırtında taşımak hayatı zorlaştıracağı ve sosyal çevresini t...