cvcvcvcv
Saat 00.07, jilet gibi bir kışın ortasında Ankara'da, yurdumda oturuyorum, yalnızım. Çevremdeki çoğu insan sanıyorum benim gibi yalnız ve bundan şikayetçi. Mevsim gereği hava çoğunlukla karanlık olduğundan içimiz bunaltan şeylere yenik düşeceğimizi hissedip düşmemek için bir destek aradığımızdan mıdır, yoksa yalnız olmanın iyice katlanılmaz olduğu zamanlarda mıyızdır bilmiyorum ama ben hayatımın hiçbir döneminde yalnız olmaktan bu kadar daralıp isyan edildiği bir dönem hatırlamıyorum. Türkiye cinsel açlığın Afrikasıysa eğer, insanlar, en azından benim çevrem, duygusal açlığın adeta Ginesi, Angolasını deneyimliyor. Güzel, duygulu bir öpüşmeye hasret insanlarız. Sırtımızı yaslayacak şairane bir aşka muhtacız. Üstelik bir şeylere muhtaç olacak yaşı geçtik. İki insanın bir olmasının getirdiği yükümlülükler, bir iş aşkla yapıldığı takdirde önemsenmeyecek getirileri ile beraber gönüllü olarak üstlenebilecek yegane yükümlülük olsa gerek. Zira bir...