Kayıtlar

Ekim, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yanlış

Merhaba baba. Sen 'böyle olmuyor, yazarak anlatacağım bir şeyleri' dediğimde, bu söylediğim şeyi kendinle ve annemle ilişkilendirip sinirlendin, bütün meselenin saçma cümleler kurmadan, ben lafımı bitirene kadar bana herhangi bir cevap vermeyeceğine emin olarak her şeyi tek tek anlatabileceğim tek yolun yazmak olduğunu anlamadın. Yazarak anlatacağım bunu. Sen ve annem, siz bana sevmeyi öğrettiniz. Dünyadaki bütün yaratıkları sevmeyi, sizi sevmeyi. Nefreti öğretmediniz, kini öğretmediniz. Her insan kadar kinci biriydim ben de, siz içimde filizlenebilecek sadisti çok küçük yaşta durdurdunuz, kestiniz kafasını. Bana sahip olduğum bir sürü güzel özelliği siz aşıladınız; kitap okumak, insanları sevmek, doğayı sevmek, saygı duymak... Yazı yazmam dışında neredeyse her alışkanlığımı sizden aldım. Yazı yazmamı kimse durduramaz, ben bile durduramıyorum. Küçükken bir sürü çocuğun sahip olduğu angarya eşyayı almamı istemediniz mesela, benim hiç iğrenç bir spiderman kostümüm, uçan balonum o...

Kes

Beynim bana oyunlar oynuyor, bu sefer de sensin milyonlarca düşüncemi yüklediğim yüz. Bir önceki yüze hiç benzemiyorsun, pek bir numaran yok gibi. Çok ilginç, her yerde aklıma geliyorsun, bazen aynaya bakınca seni görüyorum, dokunsam ıslanacak gibisin. Hiçbir zaman sevgilimin yüzü yansımadı karşı tarafta. Sevgilim karşımdaydı, adımı söylüyordu, bana gülümsüyordu, konuşuyorduk, mesaj atıyordum, o bana mesaj atıyordu. Hiç gerçek anlamda konuşmadığım, merak ettiğim insanların yüzleri oluveriyor bir anda benim yüzüm, benim hareketlerim. Erkekleri merak etmiyorum, hep kızlar oluyor merak ettiklerim. Sen dahil bütün bu gizem kendime yönelik bir oyun gibi, senden ve öncekilerden asla 'gerçek siz'den alamayacağım yanıtlar alıyorum, asla olamayacağınız kadar şahane yaratıklarsınız kafamda. Kendi kurguma hayranım ben, sizi kafamda pişirip yeni senaryolarda oynatıyorum. Rollerinizin uzunluğu ise benim yalnızlığımla doğru orantılı. Delirmiş olamam, bu anlattıklarımın hepsi doğru. Çok ilgin...

Atlet Terini Alır

Resim
Parıltılı bir geceydi. Yüzlerce insan adımı haykırıyordu. "İşte oldu!," diyorlardı, "Halil yarışı kazandı!". Son 30 metreyi nasıl koştum bilmiyorum, bildiğim tek şey bacaklarımın kanla dolduğu ve o anda NEREDEYSE uçuyor olduğumdu. Öylesine kasılmışlardı ki, her kalp atışımda bütün vücudum titriyordu. Parmak uçlarımda koşmuştum son 30 metreyi. Bir şey söyleyeyim mi, gerçekten de şahane bir uçuştu, vücudum kalbimin atışıyla her titrediğinde iki saliseliğine de olsa ayaklarım yerden kesiliyordu. Yarış bittiğinde ise bağırıyordum, EN BÜYÜK BENDİM. Daha önce konuştuğumuz gibi Nermin beni dışarıda bekliyordu. Ben de kel kafamı üşütmemek için hemen arabaya atladım, çantamı ayaklarımın dibine koydum. Nermin hoş kadındı, benden yedi yaş büyük olsa da güzel bir yüzü ve güzel bacakları vardı, üstelik arabası vardı. Koşu dışında sürdüğüm sefil hayatında kıçımı toplayan bir kadındı Nermin, çok da güzel yemek yapardı üstelik. Arabaya girer girmez klimayı kapadı ve bana gülümseyip...