Ritmik Hüzün
Geceydi ve şehrin üstüne günah çarşafı çekilmişti. Sokaklar tekinsizdi fakat kendine has, beyni uyuşturan bir kokusu vardı, ne iyi ne de kötü bir kokuydu bu, neden uyuşturduğunu bilemezdim beyinleri çünkü beynim uyuşuk olurdu, düşünemezdim. "Geceler en büyük soluktur," derdim hep, "iyi olan gecedir çünkü ona kaos'u görecek gözlerini nazikçe kapar, sen sadece derin bir soluk alırsın ve görmezsin." Bazen duygularımı sıçardım boş kağıtlara, insanlar bunlara şiir derlerdi, güzel derlerdi. Çok da umrumda değildi benim, şaheserime son kez bakar, kafamın sifonunu çeker ve unuturdum düşüncelerimin posasını. Kullanmadığım bu şiirleri parayla satmayı asla istemedim, insanların en azından artıkları tekrar ve tekrar ellerine almalarını hak etmeyecek kadar değerli olduğunu düşünürdüm çünkü, işte bu yüzden insanlığı değersiz bildim, kendilerini değersiz kılan değerli ruhlar olarak tanıdım hep. Ben unutulmaz olmayı isteyen insanlardan olmadım. Ölüm hayatı tatlı kılan bir paste...