önsözü atla buradan başlayalım

Yıllar sonra seni gördüm, hiç değişmemişsin. Kendi değişimime olan inancımı sarstın. Bana söylediğin şeyler sana söylediğim şeylerin elinden tutup hayatımdan çıkalı çok oldu. Ikimizden haber alamadım, sen de alamadın bekliyorduysan da. İyimser yaklaştım, pekala beklemiyordun. Bunca zaman sonra ben de bu yağmurun altında karşılıklı dikiliriz demiyordum. Ağzında ıslak sigaran, omzundaki ıslak saçlarınla karşımda bir dönemin en sevilen pop sanatçısı gibi hoş bir hatıra olarak ıslanıyorsun. Bir zamanlar benim için ıslandığını bilmek keyif verici.

Seninle olmak her zaman keyif vericiydi fakat şimdi biraz tüyler ürpertici. En azından kaygı verici, biz böyle yan yanayken, hatta böyle baş başayken, bir şeyler yapmaz bir şeyler söylemezsem çok pişman olacağım gibi geliyor ki ben şu saatten sonra yaptığım hiçbir şeyden pişman olmam. Sen şu saate ait misin? Kendimi yarım fakat memnun hissediyorum, gözlerinle ne zaman buluşsam gördüğüm eksik kalmış bir şeylerin kabulünü üzerime alınıyorum büyük bir onurla. Yirmi yıl eve kilitlesem de benim olamayacağını biliyorum. Yine de seni evimde istiyorum. Sana eğer vurmanın başka hiçbir şeye vurmaya benzemeyeceğine eminim.

Ben kendimi ilk defa seninleyken genç hissettim. Önce mavi farın ve siyah spor ayakkabılarınla küt saçların, sonra sokak lambasının cilalayıp parlattığı omuz başların, dudakların. Hepsi dün gibi aklımda. Gece vakti duman altı bir göz odadayız, yine bugünkü gibi başbaşayız, ama o gün sen benim kucağımdasın, boynuma sardığın kollarını öpüp kokunu içime çekerken hissettiğim şeyi tanımlayamıyorum. O gün üzerinden o kadar zaman geçti ki, muhtemelen ben artık o gün hissedebildiğim gibi hissedemeyecek kadar değiştim, ama seni bu mayıs gününde nasıl bıraktıysam öyle bulabiliyorum. Sen kısa cümlelerini yanlış tonladıkça ben daha fazla duyguyu yüklüğümden indiriyorum. Üzerimde ileri geri gidişini seni çıkardığım masanın üzerinde buluyorum.

Yine de yerini adlandıramıyorum. Zaten kafası karışık bir ergendim, bugün biz böyle yüz yüze, hatta böyle göz göze bakarken senin de toparlayıcı biri olmadığını rahatlıkla söyleyebiliyorum. Sus, biliyorum hiçbir zaman böyle bir iddaan olmadı, benim böyle bir derdimin olması da beni çok üzüyor. İçi boş bir delikanlılığın ve beraberinde geldiğine inanılan derinliğin ta amına koyim. Heveslerimden, duygularımdan kısa kısa adam mı oldum sanki? Bana adam olmak zorunda hissettiren herkese ve her şeye küsüm. Belki de hamurumda vardı ama ben, kendime de küsüm. Tanıdığın adam hiç küstü mü kendine? Yine de sıkılmayalım, beraber gülümseyelim geçmiş güzel günlere. Bak ne güzel bakıyorsun gözlerime, boktan yağmurluğunun müsaade ettiği birazcık yüzünle. Ne güzelsin, ne çok özlemişim; senin bendeki yerini, bende doldurduğun günleri... Seni çok özlemişim. Seni çok özledim .

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

beni bir sır gibi sakla

cvcvcvcv

Çok Şükür Rabbime