Kayıtlar

Şubat, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

forever leaves of what lies beyond

Now I speak as my first words cut open what is my mouth And blow me into existence  That I yet to dwell on The hogweeds of a long-formed thought Hits me like thunder that it’s not Here I am, spiraling out  With forever raining leaves of a blood clout  Stepping in and out of something that  I can’t name though I long for  Shelling a flesh is whilst adopting what it bore As I am born a mere thought  Carving it to inanimate and shouting out loud  Until that’s the name I’m known for  Until I stand —still While fear of one little step devours me Drains, and spits me dry A leftover, crumbling to dust So defeated  So naïve I saw men try Men like me, already shattered Unlike me, refusing to be still With that littlest step they meet The fall that kills Another measure of height leap of faith is A forlorn hope it is.

Bir Milletin Otopsisi, Üçüncü Kısım - Faux Pas

Alman Edebiyatı'nın farklı dönemlerini işleyen kitaplarla çıktığım yolculukta, iki cihan harbini kendi üsluplarıyla inceleyen iki farklı kitabı ele aldıktan sonra, yirminci yüzyılın en büyük yazarlarından olan Günther Grass'ın Teneke Trampet'ini seçerken bir ırkın otopsisini incelemeyi umut ettiğimi söylemeliyim. Grass, Oskar karakteriyle bunu bize veriyorsa da oldukça dolaylı bir yoldan, oldukça sürreal bir dünya resmederek veriyor.  Oskar Matzerath hakkında öğrendiğimiz ilk şey, bizlere hikayesini bir tımarhaneden aktardığı. İlk anıları, dizlerinin üzerine oturttuğu teneke trampeti çalmak olan Oskar, artık öldüğünden emin olduğu 'bireycilik' hastalığına kapılmamak adına (zira herkes eşit derecede yalnızdır ve çaresizdir, bu da bizi bireyler değil, yalnız ve çaresiz bir insan topluluğu yapar), hayat hikayesine büyükanne ve büyükbabasının tanışmasından başlamanın en iyisi olduğuna karar verir. Büyükannesinin üst üste giydiği dört eteği detaylı bir anlatıma koyulduğu...