Sadakatsiz
Hayatımın en ciddi kararlarından birini aldım. Tam iki gün önceydi ben düşüncelerimde kesin bir karar aldığımda. Hani derler ya "hayat beklemez" diye, ben de beklemeyecektim gereksiz bir uzvu olduğum bu hayat gibi. Bir evim vardı benim. Küçük bir bahçesi, küçük pencereleri ve büyük bir kapısı vardı. Severdim evimi, şimdi ise uzağım, çok uzak. Evim iğrenç yansımama ve bana yetiyor da artıyordu bile, ama çoğunuz alışkısınız rahata, size soracak olsaydım: "bu ev büyük mü?" diye; "küçük" derdiniz. Canınız sağolsun, ben mutluydum bu evde, zaten önemli olan da bu. Tam iki gün önce, dişlerimi takırdatan soğuk kuzey rüzgarının -ki o rüzgar da kuzeye ait olan çoğu şey gibi katıydı, sertti- estiği o gece, ben mütevazı evimin pencerelerinin baktığı sokağın başından sıcak yuvama doğru yürüyordum. Yumruklarımı sıktım, tırnaklarım avcumu yaktı. O an utandım kendimden, yalnızlığımdan.. Ağzıma doladığım şarkıyı hakketmiyordum, değil şarkıyı, en küçük bir mutluluğu bile ha...