kendi yağım, kendim kavruluyorum
Sosyal bir adam değilim fakat epey sosyal bir işim var. Yirmi iki yıldır taksi şoförlüğü yapıyorum ve inanın son aylarda değil direksiyon sallayacak, uyanıp elimi yüzümü yıkayacak takatim kalmadı. Yıldım. Eşim, epey hünerli bir kadındır. Emekli oldu beri türlü börtü böceği derleyip küçük süs eşyaları ve dekor yapıp pazarda satıyor. Oğlanı okula yollayana kadar oğlanla beraber uğraşırlar, ara ara pazara da beraber inerlerdi. Oğlan gitti, hanım yalnız kaldı. Keşke kalmasaydı. Bakın, ben yıllardır öyle ya da böyle yalnızım, sabah sekiz akşam beş bir iş değil taksicilik fakat hanım bir türlü üzerine giyemedi şu yalnızlığı. Bir sürü aktivite kovaladı bu arada, ona gitti olmadı, buna gitti beğenmedi. İyice huysuz birisi oldu çıktı: -Oğlanın gürültüsü bile evi dolduruyormuş, dedi bana bir akşam; o deyince ben de kulak kesildim, evimiz hakikaten ufalmış, bir şeyler canlılığını yitirmişti. Lafının gerisini bekledim, gelmedi. Yatana kadar tek kelime konuşmadık. Bir gece mesai dönüşü oğlan aradı,...