Kayıtlar

Nisan, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

beni bir sır gibi sakla

Merhaba / Elveda sen bu satırları okurken ben çoktan nokta koyduğum bu yazının artık bana ait olmadığını biliyor olacağım. Yani bu artık senin derdin, benim değil. Bazı şeyleri arkada bırakıp gitmek insanın eline her gün geçen bir fırsat değil, farkındasındır umarım. İçin rahat olsun, sen bu satırları okurken, ben gitmenin tadını çıkarmaktayım. Ömür yaşanmışlıklara daralmaya meyilli bir kavram. Her geçen gün bazı günleri kırpa kırpa ilerliyoruz ister istemez. Ben biz olmanın ucunu tutmaktan sıkıldım, bırakıyorum. Bıraktım. Sen de tutma ki yerle temas edelim yeniden. Kimin kimi üzdüğü, kimin kırıldığı gibi detaylardan çok önemli olanları hariç kalanını sana bırakıyorum, çok istersen ev ekonomisi yapabilirsin. Kararın ne yönde olursa olsun, şunu unutma: Ben bu satırları yazarken seni terk ediyordum, sen okurkense çoktan terk ettim. Gidiyordum, gittim. Sana kızmıyorum, seni suçlamıyorum. Yani tabi, bunu hiç hiç yapmadım diyemeyeceğim ama bir şeylerin çoktan koptu...

Tavla

Merhaba arkadaşlar, ismim Alperen Küskü. Öncelikle sizlerin, geleceği şekillendirebilecek zehir gibi gençlerin karşısında konuşma fırsatına sahip olduğum için ne kadar şanslı hissettiğimi bilmenizi isterim. Bildiğiniz gibi, şirketimiz henüz beş yaşında olmasına rağmen bugün ülkemizin en yüklü anlaşmalarının altına imza atmakta, sizler gibi milyonları istihdam etmekte. Bugün baktığınız zaman, sektörün en büyüğü konumundayız ve sadece Türkiye'de değil, dünyadaki en büyük oyunculardan biriyiz. Bütün bunları zaten bu konuşmaya gelmeden önce googlelamışsınızdır, o yüzden ben neyim, vizyonumuz ne formalitelerine girip sizin vaktinizi çalmayacağım. Hepinizin bilinçli çocuklarsınız, buraya "nasıl başarılı olunur" sorusuna bir cevap bulmaya geldiğinizi biliyorum. Elimden geldiğince sizlere ışık olmaya çalışacağım. İlkokulu Tokat Reşadiye'de okudum. Yoksul bir ailenin çocuğuydum. Tokat gibi bir yerde doğup, hele bundan otuz otuz beş sene öncesini düşündüğünüzde, buralara ...

Temiz Çarşaflar

Zeynep, hayatımda gördüğüm en güzel kadındı. Gözleri, gözlerinin içi, ve daha başka bir çok yeriyle, alenen, güzeldi. Uyanık olduğum geceler, teninin beyazını odamın loş ışığının yalayışını izlerken hep bunu düşünürdüm. Hep loş ışık olurdu odamda. Zeynep geceleri odamda olurdu. Yaz serininin terimizi kuruttuğu o yüksek sesli gecenin, tanışmamıza denk gelmesi sebebiyle, yüksek sesli diğer geceler içinde bir anlamı vardı. Ankara'nın merdiven boşluğu ve doğalgaz atmosferinin altında bile Zeynep güzel kokardı. Temiz, tertemiz bir kadındı. Seviştikten sonra yıkanır, sabah kalkar bir daha yıkanırdı. Boynundan burnuma buram buram akan bir şeyler olurdu. Loş ışıkta ayaklarını ayaklarıma koyar, gerdanını yüzüme yuva yapardı. Gece vakti Eşkişehir Yolu'ndan ihtimaller akardı. Apartmanım, dairem, küvetim ve yatağım bir olur, pozisyon alırdık. Zeynep gelecek olurdu çünkü. Zeynep gelecek olduğunda her şey yerli yerinde olurdu. Her şey hep yerli yerinde olurdu. Zeynep bende olacak olsa, o...