Sonbaharın en sevdiğim mevsim olduğunu söylemiştim. İşte Kasım da bu mevsimin en sevdiğim ayı. Zaten hayatımda ne zaman "aha işte şimdi tam sırası," ya da ne bileyim efendim "şu şartlar oluşsun nasıl güzel yaparım o işi," dediğim dönemler gelse tırnak ucuma kadar vücudumdaki hiçbir nokta harekete geçesi gelmiyor. Kıpırdamak bile istemiyorlar. Onu da bıraktım tırnak uçları kadar işlevsiz ve s.kindirik noktalara bile söz geçiremiyorum. Neyse, geçirir gibi oldum ve sonunda klavyenin başına oturdum. Boş vermeyi bilmeyen biriyim ben. Çok soru sorarım, ama soru sormayı sevdiğimden değil, zaten istemsiz sorarım soruların çoğunu. Bazen beynim bir pelte olup boğazımdan aşağı döküyor ben biriyle konuşurken. İşte bu olduğunda, gözlerimin baktığı yer bulanıklaşıyor, tamamen robotlaşıyorum, robotlaştığımda da sorular soruyorum. Hiç hayatın iyi kurgulanmış bir film ya da oyun olduğunu düşündünüz mü? Ben düşünmedim, ama son zamanlarda rayına girdiğim düzenli yaşam bana aynen bu ta...