sözcükler vurgusunu arar & vurgu sözcüğü ötekileştirmeden sıradışı kılan tek şeydir

I-
kulak ver hele,
gelmekte olan kasımdır.
kasım; mevsimlerden
iki ara bir dere mevsimi...
durma,
duygu durumlarını aç
hurçlardan anlam çıkar,
kasım çok soğuk geçecek
inan.

sana hazırladığım boğumlamalar,
vurgularla dolu beslenme çantan var.
çünkü bilirsin, sana olan sevgim
kaygımın yanına sıfır olarak yazılır.
kasım soğuk geçecek diyorum, inan.
ne zaman aklın kazınsa
sana hazırladıklarımı yay önüne,
her şey çantanda:
    anlamca zengin
    ayaklarını göğe dikmiş sözcükler,
    bağlamlar, çağrışımlar;
    adını bir türlü hatırlayamadığın,
    dilinin ucundaki çıkarsamalar
oradalar!

II-
uzun yoldan gelmeleri
uzun yollar kadar tatmadığım payımda,
paydaş anlamlar sesteş deyişlerden
ne kadar da uzak olduğu
her temasta hatırlatıyor tekrardan
ve ben her temasta tekrar tekrar
çıkınımı iyice karıştırıp
dibinden birkaç sözcük çıkarıveriyorum,
umut ediyorum, temasın sözlükte
büsbütün ayrıksılığı anımsatan anlamı değil de
şefkatten, kıyamamaktan kısa kesilen bir
dokunma anlamı vardır diye.

yine de dünya umudum yörüngesinde dönmüyor
o koskoca, bölük pörçük kalabalıkların hayatları da
kaygıları, kavgaları da umudumun alt kümesi etmiyor
ne âlâ!
bir düzleme belli bir açıyla fırlatılmış düşüncelerim
şanslıysam, yedi-sekiz kez sekiyor dibe batmadan.
benim dünyadan aldığım da, dünyaya verdiğim de çoktur
ama kendisiyle bir alıp veremediğim de yoktur.
bir tek işte bu çokluğu tek bir kişiymiş gibi refere ediyorum
bazı akşamlar yatmadan;
"insanlar şöyledir," "böyledir" diyorum
"şöyle, böyle yaparlar."
tınısı da ne hoş: insanlar!
sanki koridoru voltalamıyorum da
topluluklara sesleniyorum.
sanki benim sesimin,
yörüngeye oturmuş bir uydudan dahi
ölçülebilecek bir dalga boyu var da,
insanların -tek bir tanesini bile ıskalamadan-
kulak kesilmesini sağlar.
bugün kulak kesilen, yarın boyun eğer
boyun eğenin, boynu kesilir eey insanlar!

III-
her satır başını da bir boyun taşır.
sözcüklere anlamları,
boyun çevresindeki damarlardan akar.

iki tür damar vardır cümle vücutlarında,
akar damar, damlar damar...
nefes alan cümlelerin vurguları uyarmasıyla
akar damar yolları genişler
ve yerine getirir vazifesini.
bir cümleyi anlamlı kılan,
sözcüklerden damlayanlardır, unutma bunu
ve her sözcük, nefes alıyorsa anlamlıdır.
pakedi açılmamış küfürler,
hiç hissedilmemiş iltifatlar,
artık unutulmuş sıfat tamlamalarıyla
hiçbir yere varmazsın.
o yüzden, iyisi mi
duygu durumlarını aç,
hurçlardan anlam çıkar.
anlam da senin gün yüzünü görmeye
senin gün yüzüne ihtiyaç duyduğun kadar muhtaç.

kendini belleğinden ayrı tutamazsın,
belleğin, benliğinin bir sağlaması.
izin ver anlamların fikirlerini,
fikirlerin çıkarımlarını,
çıkarımların belleğini yaratsın.
kendini çok çaresiz, çok budala
ve dayanaksız hissettiğin zamanlarda da
sana verdiğim beslenme çantasını çıkaracaksın.
bu bir yenilgi gibi gelebilir sana,
ama zamanla göreceksin, önünde sonunda
kazanandır yenilgilere kafa tutup ayaklanan
utanmak, sıkılmak,
küçülmek, yok olmak da
insanın ara sıra tatmak zorunda olduğu yalanlardandır,
aslolan yalanları rafa kaldırmaktır,
nefes alamayacakları, büyükçe hurçlarla.

IV-
önünde sonunda kavuşacağın gerçeği hatırla
ya da yalnızca sözlerime inan
kendi ellerini ürkmeden,
ama çabuk tutarak.
zira kasırgalar eşlik ediyor
ve hiçbir şey mani olamıyor
gelmekte olan kasıma.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

beni bir sır gibi sakla

cvcvcvcv

Çok Şükür Rabbime

önsözü atla buradan başlayalım