Bazen ben, ben olmayı sürdürürken gerçekleşen şeyler karşısında kendime davranamıyorum. Beni hazırlıksız yakalayıp alnımdan vuran şeylerin, anladığımı sandığım kelimeleri katmer katmer anlamlandırması, uzak kaldığım hisleri beraberinde gündeme getirmesi ve yirmi dört saatin yeniden bana kendini yeterli hissettirmesi, düşünmediğim, yorulmadığım günleri, lafı bile olmazmışçasına bana bahşediyor. İşte, bir anda yaşam koca bir öfori ve ben yalnızca hislerime secde ediyorum. Gönlümün göz göz, nefes alan yapısı, hayatı daha çok arzulayıp onunla sevişen davranışlarım ve bana ait olan diğer her şey, ömrümün ay tutulmasını iştahla izlerken, böyle özel bir şeye tanıklık ediyor oluşumun kıvancını, aynanın öbür tarafındaki adamın duruşunda görebiliyorum.
Nitekim bu da geçip gidiyor ve bir 'bazen' cümlesinin başrolu oluveriyor. Üzülmüyorum, hatrımda kalacak kadar uzun bir yas tutamıyorum bu yitişlere uzun zamandır; zira bütün bazenlerime ne zaman istesem anılarım olarak geri dönüp şöyle bir bakabileceğimi bilmek, kederlenmemem adına bir emniyet kemeri. Hayatımda her şeyin,
Yorumlar
Yorum Gönder