Kıraathanede Ful Kontak ve Ahmet Mithat'a Ait

Temmuzun ortasında kalakalmış semtin en sote yeri akşam ondan sonra içki servisi yapan kıraathaneden bozma birahaneydi ki, Şehmus Bey'in yegâne cumartesi akşamı eğlencesi de orada tombul şişeden birasını içmekti. Adıyla yaşayan bir beyefendi olan Şehmus Bey'in nazik yapısı, çevrede 'ağzı var dili yok, pek efendi bir bey' olarak anılmasına ve kahve erkanı tarafından -sohbete meze edilmese de- kabul görmesine vesile olmuştu. Şehmus Bey,  o ince kaşlarından burma bıyıklarına değin yayılmış narin beyefendi imajını yurt dışında aldığı iyi eğitimden gebe olduğu adabı muaşeretine ve ileri derecede Fransızca konuşmasına borçluydu. Her zaman jilet gibi giyinir, gül kolonyasını sinekkaydıdan sonra bekletmeden yanaklarına dokundurur ve muhakkak dik yürür, yavaş konuşurdu. Bu da onu o yapan incelikli detaylardı.

Böyle bir adamdı Şehmus Bey. Kabul edilmiş olmasına rağmen lafına itimatın asgari düzeyde olmasının sebebi ise Şehmus Bey'in yanlış batılılaşmış olmasıydı. Evet, Şehmus Bey yanlış batılılaşmıştı ve babasının mirasını asla bitmeyecekmiş gibi har vurup harman savurmaktan bıkıp usanmıyordu. Gece ondan sonra torna tefsiyeciler, rot balansçılar ve türevleriyle -kendi deyişiyle meclisü'l alâ ile- oturup memleketin hali, iyiden iyiye fahiş bir hal almış vergileri, altılı ganyanı ve altıncı ayakta çıkış yakalayan Lady Tiffany isimli banko beygire neden oynamadakları gibi şeylerle ilgili boş lakırdılar ediyor, gençliğinin en verimli çağını çer çöple dolduruyordu. Fransa'da tamamladığı tahsil hayatı ve ilk mensur şiiri yazmış olmasıyla tezat oluşturan bu olgular, onun hayatının nasıl bir düşüşte olduğu ile ilgili bize kuvvetli doneler veriyordu. Nasıl vermesindi? Bakar mısınız Şehmus'un haline? Hakikata olan ilgisizliği, tembelliği ve hoppalığı, yer yer insanı ifrit edecek raddeye gelebilen adam sen deciliği sizin de sinirlerinizi hoplatmıyor mu? Şahsen benim hoplatıyor, ama Şehmus olmasaydı ne ben bu hikâyeyi yazabilirdim, ne de siz gerçeklikten bu derece uzak bir hikâyeyle ve siki taşağına bu seviyede denk bir adamla tanışabilirdiniz. O yüzden Şehmus'a bir şans daha verip hikâyemize devam etmeyi istiyorum.

Şehmus Bey, yine bir cumartesi gecesi favori mekanına yürüyordu ki karşıdan karşıya geçen bir kadın gördü. Zaten yanlış batılılaşması ve mirasyedi olmasıyla düşmüş bir kadına abayı yakmaya yer arayan Şehmus Bey, yolun karşısındaki alelâde kadına ilk görüşte vurulmuş ve lâl olmuştu. Ya'Rabb'im, böyle bir kadın mümkünatlı mıydı? Çok iyi bir eğitim görüp ileri derece Fransızca öğrendiği Fransa'da dahi böylesi bir hanımefendiyle karşılaşmamış, karşılaşmak şöyle dursun karşılaşmayı hayâl bile etmemişti. Hanımefendiyle tanışmaya karar vermişti fakat nasıl yapar bir fikri yoktu. Bu yüzden kadının fotoğrafını -tıpkı avrupalı bir ırsi sapık gibi- gizliden çekti ve koşar adım kahveye gitti.

                                                                 *****************



Yorumlar

  1. devamı nerede Orhan?

    YanıtlaSil
  2. Kelimelerin gezginliğine mi bulundun atıfta; yoksa iki dudak arasından çıkan ölü doğanlar mı halel getirdi sana?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

beni bir sır gibi sakla

cvcvcvcv

Çok Şükür Rabbime

önsözü atla buradan başlayalım