gençliğime hitabe

Özlediniz mi Orhan'ı?

Olmasaydı tarihi saati bu yazının, ben de unutsaydım ne zaman yazdığımı bu cümleleri. Öyle olsun isterdim, yoksa ister istemez ne zamandır yazıyorum ne zamandır ortalıkta yokum çetelesini tutuyorum. İçimden gelmediğinden yazmıyorum aslında, içim bu sonuçta, laf geçiremiyorum. Geçiresim de yok.

Her sene bu aylarda bir boşluğa düşüyorum yazı anlamında, bu sefer epey unuttum bir şeyler yazmayı. Yazmakla bağlarım da bir hayli esnedi, kopmaya yüz tuttu. Daha az yazar sıfatıyla anılıyorum her geçen gün. Sorana söylemiyorum, diyorum ya unutuyorum diye. Bir zamanlar ne anlam ifade ediyormuş şimdi yazarken tartıyorum, korkuyorum.

Sanat sepet işlerinde amatör ruhlu olmayı öğütlerler hep, duymamış olmanız mümkün değil. Gerçekten altın değerinde bir öğüt fakat ne kadar amatör kalabilir ki bir insan? Atılmış her adım halefini daha sağlam, daha emin kılarken bizler toyluğun merakını ne kadar taşıyabiliriz kalplerimizde? Düşünüyorum, içinden çıkamıyorum.

Bir süredir anlamsız yolculuklar yapıyorum, çoğunlukla isteyerek. Araba kullanmaktan inanılmaz keyif alıyorum, kullanamıyorsam yürüyorum, yürüyemeyeceksem bir yol arkadaşı buluyorum kendime. Gidiyorum. Uzun zamandır aynı parselleri eziyorum ayaklarımla. Hayatımda hiç bu kadar sabit durmamıştım, haliyle uzaklaşmak istiyorum bir parça olsun. İzmir'imin en güzel yerinde hapis yatıyorum adeta, şehrimin tutulacak bir yerini arıyorum birazcık da, ki ondan geziyorum bu denli. Uykularım bölünüyor, bir de bakıyorum hâlâ yattığım yerdeyim. Bir parça huzursuz, çokça memnunsuzum pozisyonumdan. Şimdilik değiştiremiyorum.

Sizler bu satırları okurken ben bildiğiniz gibiyim. Her geçen gün -şu an bunu ne kadar istediğimi bilmemekle birlikte- bir zamanlar hayalini kurduğum şeye biraz daha yaklaşıyorum. Hayatım şimdiden biraz daha sepya, ufak ufak bazı şeyleri arkamda bırakıyorum. Yaşımla ilgili savaş veriyorum: bilmiyorum iyi mi yapıyorum ama biraz geriden geliyorum. Etrafım dağıldıkça kendime uzaktan bakma şansı yakalamış bulunuyorum. İnanın tadını da çıkarıyorum, içim bu konuda rahat.

Ben bunları çok ayrı bir farkındalıkla yazıyorum. Hiç tahmin etmediğim yerlere geldiğimi fark ediyorum kendimle sohbet ederken.

"İnsanların bir sürü kimliği vardır," derdi halam, "zamanla." "Senin içinden yarın daha ne senler çıkacak, şaşıracaksın ama hepsi de sen olacaksın." Bu kadar çeşitlenebileceğimi kestiremiyordum açıkçası, çok zaman almadı bu sözleri doğrulamam. Doğrulamam sanırdım sımsıkı tutunduklarımı bıraktığım zaman ama doğrulur, dört nala koşarmışım bile. Vay anasını diyorum bazen hayret ederek.

Aklımdan çok fazla şey geçiyor ama genellikle bir nokta koyamıyorum şu sıralar.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

beni bir sır gibi sakla

cvcvcvcv

Çok Şükür Rabbime

önsözü atla buradan başlayalım