21. Yüzyılın En Gerçek Hikayesi
Yeşil gözlü, saçlarında sarının ve kahvenin birkaç tonunu taşıyan hatun, çiçek açtığı günden bu güne kadar -herkesin yaptığı gibi- çevresinde yaşadığı değişime şahit insanlar bulundurdu. Bunlardan biri de bendim.
Kısa boylu erkek sevdiğini söylerdi bütün kalbiyle iyilik ve inceliğe inanan hatun kişi. Entelektüel olan her şeye inanılmaz bir saygısı vardı, ifade ettiği üzere sapyoseksüeldi. Şimdilerde uzun boylu bir erkek güzeliyle günlerini geçirmekte.
İlgiye değer, değeri anlaşılmamış, dışlanmış, bir şansı daha hak eden şeyleri yılmaksızın arama şevkinden, "mış gibi" görünene kendini bıraktıktan sonra vazgeçti ve rahatladı.
Çünkü bu hatun kişi, her insan kadar aşağılık olmaya müsait ve minnettardı.
Arkasında aksini gösteren onca kanıt bırakmış, onca laf etmişken, benim gibi çoğunun ayıplayacağı bir yola neden saptı? Çünkü bu hanım kişi, her insan kadar aşağılık olmaya müsait ve minnettardı, nitekim aşağılık sıfatını sırtında taşımak hayatı zorlaştıracağı ve sosyal çevresini tamamen değiştireceği için -herkesin yaptığı gibi- aklınca doğru ve erdemli kişiyi, genel ahlak çerçevesinden de çıkmadan yaşadı. Bunu yaparak hem ruhen tatmin oldu, hem kabul gördü, hem de aşağılık olmayı bütün bu söylediklerine rağmen deneyimleyerek, bundan suçlu bir zevk aldı.
Bu eylemler adım adım düşünülmedi; hepsi vakti gelince bir bir oldu.
Kısa boylu erkek sevdiğini söylerdi bütün kalbiyle iyilik ve inceliğe inanan hatun kişi. Entelektüel olan her şeye inanılmaz bir saygısı vardı, ifade ettiği üzere sapyoseksüeldi. Şimdilerde uzun boylu bir erkek güzeliyle günlerini geçirmekte.
İlgiye değer, değeri anlaşılmamış, dışlanmış, bir şansı daha hak eden şeyleri yılmaksızın arama şevkinden, "mış gibi" görünene kendini bıraktıktan sonra vazgeçti ve rahatladı.
Çünkü bu hatun kişi, her insan kadar aşağılık olmaya müsait ve minnettardı.
Arkasında aksini gösteren onca kanıt bırakmış, onca laf etmişken, benim gibi çoğunun ayıplayacağı bir yola neden saptı? Çünkü bu hanım kişi, her insan kadar aşağılık olmaya müsait ve minnettardı, nitekim aşağılık sıfatını sırtında taşımak hayatı zorlaştıracağı ve sosyal çevresini tamamen değiştireceği için -herkesin yaptığı gibi- aklınca doğru ve erdemli kişiyi, genel ahlak çerçevesinden de çıkmadan yaşadı. Bunu yaparak hem ruhen tatmin oldu, hem kabul gördü, hem de aşağılık olmayı bütün bu söylediklerine rağmen deneyimleyerek, bundan suçlu bir zevk aldı.
Bu eylemler adım adım düşünülmedi; hepsi vakti gelince bir bir oldu.
tespit-i ala'ya ne denir ki üstadım?
YanıtlaSil