bugün nasılsın? kaç gün oldu? seni kaç kere unuttum ve yeni bir şeymişsin de fark ediyormuşum yanılgısıyla yeniden anımsadım -tek taraflı- güzel günlerimizi? senin acına öyle sıkı sarılmışım ki, bırakmış olsam da yokluğunun kokusu üstüme sinmiş. verdiğim her örnekte gizli öznesin hâlâ. her ayın elemanısın. derdime derman bulamadığım günlerdi, hatırlar mısın? ben derman diye seni tuttum, derman değil ama bir başka dert oldun, beni yollara vuran derdimi bir nebze unutup, senin patikana saptım. psödodermandın, yalanım yok yeri geldi nefret ettim seni sevmekten, sevilecek yanın yoktu çünkü. yıllar geçti mi üzerimizden? şimdi ben buradayım, varlığının hiçbir halini değil anlatmak ağzıma bile almayacağıma fikren ant içmişken, yine sana bir yer verdim günlük hayat pastamda. özler gibiyim. sen, ölümümden sonraki herhangi bir doğum günümdün.
bugün nasılsın? bunları duysan içinde bulunduğumdan farklı bir şey hissetmezsin. doğanın bütün kanunlarına inat çok da sevemiyorum seni, durumunu seviyorum. biliyorsun seni sevememek aslında beni sevememek, cümleyi burasından bağlayınca da kendimi düzeltmek zorunda kaldım, düzeltiyorum: doğanın bütün kanunlarına inat mutlu olamıyorum adına. en çok seni/beni gözetiyorum hareketlerimde (ve bir daha sen ve benin yakın ilişkisinden bahsetmeyeceğim, kulağını iyi aç) ama bu senden memnun olduğumdan değil, senden başkası adına hareket edemeyecek olmak. senin adına imrendiğim tek şey benim keşkelerimin, acabalarımın sende birleşiyor oluşu. hayâl ettiğim kadar var mı hayatın? eğer yoksa, kendi hayallerimde bile yalancıyım.
bugün nasılsın? yeni bir gözlük aldım, kıyafetlerim hep senin bir zamanlar olduğunu hayal ettiğim gibi olacak. biliyorsun ben yolcuyum. seni çok evvel yolcu ettim. göz yaşlarım biter sandım, bitmedi. bir sarılabilsek seninle, her şeyi bir kenara bırakıp, boşverip karşılıklı oturabilsek iyileşip ayaklanacağım ben inan. özlemin karşısına hiçbir aşkı, hevesi koyamıyorum. bıraktığın şeylere tutunuyorum. keşkeye yer yok, yokluğun hançeri canımı almıyor
Yorumlar
Yorum Gönder